issiz adam

/ 3  » 

başlık içinde ara
no reklam!
  1. yapım : 2008, türkiye
    tür : dram / romantik
    yönetmen : çağan irmak
    senaryo : çağan irmak
    oyuncular : melis birkan, yıldız kültür, goncagül sunar, gözde kansu, cemal hünal, aslı aybars
    yapımcı : mustafa oğuz, gül oğuz
    görüntü yönetmeni : gökhan tiryaki
    müzik : aria
    gösterim tarihi : 7 kasım 2008.

    özet:
    alper 30lu yaşlarda, gurme sayılacak düzeyde yemek kültürü olan kendi restoranının sahibi iyi bir aşçıdır. lüks yaşamayı seven, işinde başarılı ama özel yaşantısını her gün farklı kadınlarla birlikte olarak düzene koyamamış, hayatını; yaptığı yemekler, günübirlik ilişkiler, paralı kadınlar üçgeninde yaşayan birisi iken; hayatının akışı, bir gün beyoğlu' nun arka sokaklarında, aradığı eski plak için bir kitapçıya girmesiyle değişir.

    ada 20' li yaşlarının sonlarında, güzel, çocuk kostümleri tasarlayıp diken, alper' in modern yaşamının aksine çok mütevazı, hayatta fazla inişleri çıkışları olmayan genç bir kadındır. bir gün eski bir kitabi bulabilmek için beyoğlu' nda dolaşırken alper ile ayni kitapçıya girer. çapkın bir adam olan alper, ada' nın güzelliğinden etkilenir ve ada' yı takip etmeye başlar. ada' nın aradığı kitabi bulmuştur. ilk sayfasına telefon numarasını yazar. ada' nın işyerine kadar devam eden takip, alper' in tanışma bahanesiyle aldığı kitabı ada' ya vermesiyle son bulur. ada ve alper' in yaşamlarında ilk defa karşılaştıkları tutkulu aşkın ilk sinyalleri bu kitapla başlar. alper kopamadığı özgür hayatinin içersinde ada' ya yer açmaya çalıştıkça, yaşamının daraldığını fark eder. aşkı ve özgürlüğü arasında kalan alper' in sessiz çığlıklarını duyamayan ada, kendini aşkın rüzgârına kaptırmıştır bir kere; ve yaşam bir kere daha aşk oyununun perdelerini ada ve alper için açacaktır.

    issız adam, modern hayatın yalnızlaştırdığı insanları anlatan, yemekler, anneler, eski şarkılar ve aşk üzerine bir film.
    (haymatlos, 02.11.2008 14:41 )
  2. soundtrack i gönlüme taht kurmuştur,başa sarıp sarıp dinlemekteyim.
    (bkz: michel fugain-une belle historie)
    (mitos, 02.11.2008 20:31 )
  3. afişinde ki ' sen dizime Yattın, ben bir hikaye anlattım ve sen büyüdün' yazısıyla dikkatimi çekmiş ,biraz hüzünlendirmiştir. sevdicekle izlenilmesi gerektiği düşünülmüştür. sevdiceğin gelmesi beklenmektedir.
    (cimcik, 11.11.2008 16:08 ~ 11.11.2008 16:40)
  4. mevcut ülke şartlarının bir baltaya sap olmasına izin vermediği hıyarto.
    (stillmert, 11.11.2008 16:38 )
  5. çağan ırmaktan harika bi film daha.beklentisiz seyrettim yine fazlasını alıp çıktım filmden.70 lerin bilmediğim güzel şarkılarını ekledi müzik listeme ayrıca.karekterlerin dolu dolu diyologları beni filmden hiç koparmadı ve herkes gibi bende kendimden bişeyler buldum zaten seyirciye ithaf etmiş çağan abimiz.özetle seyretmeye değer etkisi kolay geçmeyen bi şey olmuş.
    (ozgurgun, 13.11.2008 23:46 )
  6. modern hayatın modernize etmeye çalıştığı kişiler. ama bir yandanda bu modern dünyaya o kadar çok tutsak olmak istememeleri...

    filmde sevmekten korkan , sevemeyen hatta sevişemeyen bir adam ; alper. ve her şeye rağmen umut dolu ada.

    çağan ırmak her zaman ki gibi yine bize geçmişin o güzel şarkılarını , heveslerini empoze etmiştir. evet beklediğimden fazlasını alıp çıktım bende hatta sonunda tutamadım gözyaşlarımı. eve giitiğimde hala aklımdaydı konuşmaları , sabah oldu hala filmin burukluğu var içimde.

    filmden sonra sevdicekle yaptığımız yorum ise ; 'her erkek biraz alper , her kadın da biraz ada'dır'

    edit: alper modern dünyanın tutsak ettiği bir adam. o yüzden plaklara sığınıyor belkide , eskiye dönük bir yanı. ama baktı çok baydı onu bu bağlılıklar elinin tersiyle itti ada'yı ada'nın aşkını , sabrını ...
    anlamak isteyene çok güzel mesajlar veren bir filmdi bence. haa ama modernize olmuş hayatlara , iki günlük aşkı , yarım saatlik sevişmeyi sığdıranların pek beğenmemesi gayet normal.
    çağan ırmak izleyicisine ayna tutmuştur bu filmiyle.

    (cimcik, 17.11.2008 09:01 ~ 22.11.2008 22:43)
  7. harika bir film daha ayrıntılarının anlatılamayıp kesinlikle gidilip izlenmesi gereken bir film oldugunu düşünüyorum filmi izleyeleli 4 gün olmasına ragmen hala etkisindeyim..
    (papatyaa, 18.11.2008 23:19 )
  8. (bkz: bana yalan söylediler)
    (bkz: anlamazdın)
    (cimcik, 19.11.2008 10:31 )
  9. kızsız adam.
    (grubal enfeksiyon, 19.11.2008 11:29 )
  10. ıssız kaldın
    mavi telaşlı
    belki şu anda üzülüyorsun ama ileride mutlu olacaksın

    film izlenirken her an bir yerlerden gülşen bubikoğlu ve tarık akan çıkacakmış gibi hissedersiniz. çok durgun bir filmdir.o durgunluğunun ardında küçük ayrıntılar anlık mutlulukların yanında güzel hissiyat vermektedir. yapılan kötü eleştirilere rağmen memnun ayrılınmıştır salondan. hıçkıra hıçkıra ağlayan tek bünye olmanın verdiği utanç yaşanmışlıkları hatırlatmış, hayatında bazı şeylerden feragat edemeyen bir erkeğin ardından dökülmüştür gene gözyaşı.
    eski 45likler aynı tadda olmasa da indirimiştir.

    13 yaş üzeridir ve cinsel unsurlar içerir.
    (handikapa dusen dis hekimi, 19.11.2008 23:40 )
  11. çok duygusal olduğu,çok ağlattiği gibi şeyleri dinledikten sonra izlediğim bu film,bana pek de beklediğimi veremedi.klasik bir aşk hikayesini biraz farklı bir şekilde anlatıyor sanki sadece.karakterler farklı,ama hikayenin öyle olduğu pek de söylenemez.sevgiliyle gidildiği takdirde duygulu anlar yaşatabilir yine de fikrimce.
    (antevorte, 20.11.2008 21:29 )
  12. büyük beklentilerle gidilen, yazık ki beklentileri boşa çıkaran film.

    sergilenen oyunculuklar mükemmel aslında, ada'ya hayran olmamak içten değil zaten. hem melis birkan'ın oyunculuğu hem de ada karakteri her sahnede ayrı ayrı etkiliyor insanı.

    fakat konu oldukça sıradan.
    şimdi şöyle bi hissiyat oluştu bende. filmin ilk yarısı bitti. sorunlu olduğu her halinden anlaşılan bi adam, içki, seks, kadın biraz da aşk ama henüz tek taraflı*. başka bir şey bulamadım. yok. neyse, çağan ırmak yapmıştır gene bir şey şok olup kalırız sonunda diyerekten devam ediyorum izlemeye.

    ara bitti, ikinci yarıdayız. nisbeten daha yolunda her şey. olağan ama etkileyici. eykileyici kılan da büyük ölçüde müzikler. bi de o akıldan kolay kolay çıkmayan sözler. neyse geldik son sahneye. inanmak istemiyo insan böyle bittiğine. tam da etkilenmeye başlamışken böylesine sıradan bir son. onu da repliklerdeki duygusallık kurtarmış, ört bas etmiş. yine duygusal, içten.

    film başarılı aslında. beklentileri alçak tutmak lazım. kendinden bir şeyler bulacak çok insan vardır eminim. -ada' da- sonra, duygusal. ama asla bir babam ve oğlum'un bir mustafa hakkında her şey'in yanından bile geçemedi. yine de izleyip görmekte yarar var. herkesin çıkarımı farklı olur şüphesiz.

    benimki şu: bir 'ayı'nın nasıl duygusal bir insana dönüştüğü anlatılmış.ada mükemmel bi insan, sevelim onu.
    (pelin, 21.11.2008 22:33 ~ 25.11.2008 21:39)
  13. büyük beklentilerle gidilip beklentileri boşa çıkarmayan filmdir.çağan ırmak ismini duyup beklentisiz olmak olmaz tabi.
    konu yok şu bu diyenler de olmadı değil film çıkışı. konu var ve bi hayli de güzel çok güzel.

    filmin bi çok repliği de hala akıllarda...
    "bir insanın kokusu bile hiç değişmezmiş"
    "o toka beni dağıtan, bir daha hiç kimsenin hayatıma bu denli giremiyceğini anladım"
    ''gözlerimi kapatıyorum ve o an sarıldığım sensin.''

    müziklerinden de etkilenmemek elde değil...film güzel çok güzel.
    (kubraaa, 22.11.2008 17:45 )
  14. bu film duygusal, bu film aşk kokuyor, ama zayıf, eksik, çok çok eksik.

    şimdi olay şu: malum iki karakterimiz var ada, alper. ada'ya dair söylenecek pek fazla şey yok. filmin 5. dakikasından itibaren sevip benimsiyosunuz zaten onu. sorunlu olan alper. hem de ciddi anlamda sorunları var. öyle böyle değil.

    bu adam birbirinden iğrenç fantaziler peşinde, aşık olamıyor, sevişemiyor, aşık olsa bile sonunda yine duygusal sevişmeleri değil de bu iğrençlikleri tercih ediyor, aşık olduğunu kadına değil fahişeler gidiyor. bi de annesinin hareketlerinden rahatsız oluyor, annesinden bi hayli utanıyor.

    peki neden? bilmiyoruz. bilemeyiz de. çünkü çağan ırmak bunlara dair tek kelime bilgi vermiyor. süslü aşk kelimeleriyle etkileyicilik katmaya çalışıyor işte ara ara. biz de seviyoruz hemen filmi. "aşka bak be ne güzel" nidalarıyla izliyoruz. ne aşkı? kim demiş aşk var diye?

    mantıklı düşününce, alperin hal ve hareketlerinden şöyle bi çıkarım yapıyoruz. bu adam çocukluğunda öyle bi şey yaşamış ki, bu hale gelmiş. çünkü alper hasta, alper sorunlu. aşık değil, sorunlu. ve bekliyoruz filmin bi yerinde geçmişten bir kaç kesit yakalarız da anlarız diye. o da yok.

    işte bu yüzden filme dair yazılıp çizilen bunca övgüyü anlamakta güçlük çekiyorum. her filmde biraz seyirci yorumu gerekli evet. ama bu fazla kaçmış.
    ha bi de şu muhabbet var: "hepimiz biraz alperiz biraz ada, kendimizi görüyoruz filmde" falan. ne münasebet. hadi ada bi yere kadar da alperde nasıl kendini görür insan. alpere dair bu kadar az şey bilirken kolay mı bu? alperi tanımadık ki hiç film boyunca. alper anlatılmadı ki hiç, duyguları da. *

    neyse hakkını yememek lazım müzikler mükemmel. sonra, araya serpiştirilen duygu dolu sözler var. onlar da fena değil. aşk da var*. daha ne olsun dimi..
    (pelin, 25.11.2008 21:25 )
  15. günümüz aşklarını birebir anlatmıştır bu film.

    yani tanışıp hemen cumburlop yatağa girmek gibi , hiç utanmamak gibi... sıradan gelmesi belkide bu yüzden kaynaklanmaktır. tıpkı sıradan yaşanılan aşklar gibi.

    dikkat etmemiş olabilirsiniz ama alper gibi sevemeyen , buldum duldumcuk erkekler o kadar çok var ki. ve ada gibi hemen sahiplenen , erkeğin her bokuna karışan , götünü kaldıran kadınlarada oldukça fazla.

    bu filmde oldukça sıradan bir aşk anlatılmış. insanlardan neler duyuyoruz yaşadığı aşklarla ilgili ya da neler okuyoruz. evet onlara nazaran oldukça sıradan. **
    (cimcik, 25.11.2008 22:31 )
  16. çağan ırmak ve filmin konusunu okuyunca filme gittim, pişmanmıyım hayır, mutlu mu ona da hayır. ama film bana bir çok şeyi hatırlattı mekan, müzik, izlerken siz de bir an filmin bir karakteri oluyorsunuz. sonunda ise hıçkırıklara boğuluyorsunuz .sanki ada ya da alper sizsiniz.onların hissettiğini hissediyosunuz ve bu duyguyla sinema salonundan şişmiş gözlerle çıkıyorsunuz. filmin fragmanı ya da müziği sizi ağlatmaya yetiyor. ne zaman mı geçiyor ikinci defa sinemaya gidip izlediğinizde.artık daha metanetlisiniz çünkü ne olacağını biliyorsunuz bu sefer küçük önceden farketmediğniz sahneler görüyorsunuz, misal slow bir şekilde onlar dans ederken arkadaki kalabalık zıplıyor. (bkz: etkileyici) ve artık en azından fragman sizi artık ağlatmıyor. çünkü bu defa daha hazırlıklı daha maddesel filmi izlediniz.

    yani diyorum ki çağan ırmak yapmış, ve bir insana bunları yaşatmış. tebrik ediyorum kendisini.
    (dugu, 26.12.2008 00:32 )
  17. gunler öncesinden film müzikleri dinlenmeye, ruhu o duygu seline hazırlamaya baslanılır. ask filmi ya aglanacak işte, mendiller hazır vaziyette gidilir, buyuk bir hevesle sıra beklenir mor koltukları en sevdiğin insanla oturup izlenmeye baslanır. baslangıçtan ilk yarıya kadar* film alperin maceralarıyla cesit cesit pozisyonda gecer. hatta öyle bir hal alır ki uf bitsede gitsem yıyişmeyimi izlicem moduna gecilir, böyle yan koltuklardaki baba, anne, kız üçlemesine takılınıp acaba cıkınca ne konuşacaklar diye düşünülür. pek öyle alışık degil bizim bünyeler sevişme sahnesini anneyle seyretmeye. ada böyle bizim mahallenin kızı gibi öylesine dogal, öylesine sevimli işte... hiç sessiz izleseydim hal hareket tutumlarını eski bir yabancı film seyrediyorum tadında gecirebilirdim, klasik kız tavlama, sert cıkışlar, sevişmeler falan. ama en cok müzik adamı etkiliyor, ikinci yarıda yavas yavas gerilmeye başlıyor insan, yanındakine bakıyorsun gözlerini dolmuş oh diyorsun aynı yere, aynı yönde bakıyoruz. alperin nasıl boş adam oldugunu görüyoruz ilk perdede zaten cıkacak kokusu bir yerden diyorsun, filmin en vurucu yeri ayrılalım sözü ve finalindeki sarılma hali. herkes kendinden bir parca bulur mu bilmem ama ben içimden bir parca koptu gitti adanın gözyaslarında can buldu sandım, yanıma baktım o da öyle sanmış, sevip hatta cok sevipte kavuşamama, ikinci insanların araya girişi degildi mesele, sorun hepimizin içinde olan bir garip yalnızlık hali. iki sey anladı insanlar bu filmden, birinci grup abi nasıl yiyişiyorlar acayip fantazileri var adamın, ucanı kacanı, geleni gideni tarzı bel altında kalıp ilk perdede koptu filmleri düşlere daldılar. ikinci kısım ki genelde biz htunlar aglaya zırlaya ta içimizde hissettik adayı, alperi. her insan böyle cok sevip korkmaz mı biraz kendinden, ta eskiyi hatırlayıp içinden arayıp sormak, söylenmemiş bir iki cümle kurmak, keske demeyi gecirmez mi. aslında aglamak için para veriliyor bunu bastan kabul ediyorsun, ama boş olmayan bir cok adamda yer buluyor, iz bırakıyor. böyle ada misali içi yanıyor durduk yere, baskasının askı için üzülüp aglıyor, belkide hiç yasamadığı bi film senayosunu kendi hayatıymış gibi görüp acı cekiyor. ama etkisi en fazla 24 saat ötesi yok yani.
    (miss cizbiz, 02.01.2009 22:21 ~ 02.01.2009 22:26)
  18. sadece son 10 dakikasında gözleri dolduran hoş bir aşk filmi. tek sinir olduğum şey tam gözler dolmuşken boğazında tıkanmışken bi şey ağlicam lan yeter dediğin saniyede filmin bitip ışıkların zönk diye yanmasıydı. herkesi mal gibi kıpkırmızı gözlerle burunlarını silerken karşılaşıyosunuz falan.* bütün duygusallık o saniye geberiyor.
    (bkz: ay çok gülesim geldi)
    (guzin abla, 02.01.2009 23:06 ~ 25.01.2010 4:04)
  19. işi gücü olmayan adam.bildiğimiz "işsiz adam" işte.türkiyede gayet sıradan kişi.
    (belial, 02.01.2009 23:20 )
  20. sen dizime yattın ve ben abazayım , oh yes..
    (bkz: kıssız adam)*
    (cemcukagizlitosbaa, 11.01.2009 22:47 ~ )
  21. (bkz: işsiz adam)*
    (in morte aeternitas, 11.01.2009 22:48 )
  22. filmdeki en can alıcı nokta ve filmin ana temasını açığa vuran tek sahne alper'in annesine bağırdığı bölümdür. ayrıca "çok zor anne!" sözü de onu tanımaya yetip artmıştır. burada çok sevdiği oğlunun yaşantısındaki anormalliklerin farkında olan bir anne duruşu vardır ve ada'nın oğlunu kurtarabilecek bir kurtarıcı olduğu inancı. annenin bu duygularından hiç hoşlanmayan ve yaşadığı hayattan kopmak istemeyen alper'in bu anlık ve zamansız tepkisi izleyici de ilkin bir şaşkınlık uyandırsa da işin özü sonradan anlaşılmaktadır!

    film, sonuç itibariyle final bölümündeki iç seslerin dışa vurulduğu sahnelerle gözleri yaşartmış ve orta yaş grubundaki her insanın geçmişinden bir izi açığa çıkarmıştır. nefis ve herkeste farklı yorumlamalar bırakabilecek bir film olması yanında, güçlü bir oyunculuk sergilenmesiyle hatırlanacaktır. ayrıca müzikleriyle harika ve özlenen bir nostalji yaşatmıştır. *
    (toprak, 02.02.2009 00:10 )
  23. alper karakterinin bencilliği, ada'yı kendi hayatına sürükleyişi ve kolay olmaması gereken bir biçimde sırtını dönebilmesi, aslında dönememesi, dönmek istemediği halde dönmesini beyaz perdeye yansıtandır.. hayat standartlarını değiştiremeyen bir tipin, ilişki deneyimi ile karşısındakini şaşırtan, aslında tam olarakta böyle tiplere doğru kendini çeken ada'nın yaşaması kısa, etkisi uzun süren hayat deneyimidir. akılda kalan birkaç sahne ise;
    *ada'nın alper'le tanıştıktan sonra yatakta duramaması ve uyuyamaması.. *
    *tabii ki alper'in "ada ben ayrılmak istiyorum" sözleri karşısında ada'nın kendini izleten 'ne yapmalıyım' duygusu içindeki hali..
    *alper'in evine gelen temizlikçi kadının "tomostos bitmiş" sözü..
    *ada'nın alper'in üzerine çay döktüğü sahnedir ki, çay dediğin öyle dökülür kabilinden bir vuku cereyan etmiştir.

    velhasilikelam izlenesidir, duygulanılasıdır, müzikler için söylenecek bir şey zaten yoktur.. "eskiler bir başkaymış" dedirten yoğun duygulu şarkıları ile konuyu bütünleştirebilen yapım olmuştur..
    (alaka, 10.02.2009 00:34 ~ 12.02.2009 1:40)
  24. sessizliğin ve kimsesizliğin hakim olduğu adamdır. bünyesi canlı varlık aramayan yapıda kendi kendine yetebilen adamdır. ışıksız kalmış, ıssızlığa demir atmış adamdır. ne hali varsa görsündür.
    (ekispires, 10.02.2009 00:39 )
  25. (bkz: ıssız köpek)
    (sakal, 10.02.2009 00:49 )
/ 3  »