babama

/ 2  » 

başlık içinde ara
no reklam!
  1. hayata dairlerimin adreslendiği ruha açılan başlıktır.
    herkesten özür dilerim şimdiden,başlıktan dolayı sizleri meşgul ettiğim için.ancak olmadı,yazmayayım dedim...olmadı...içimde büyüyen acıyı daha da körüklememek adına yazmamayım dedim...olmadı...o vakit,anlamlı anlamsız gideyim ona dedim,sözcüklerimin mabedi sözlüğün ötesine de atamadım ,atamıyorum yazmak istediklerimi...ve ona-babama-,yalnız onadır yazdıklarım ve yazacaklarım.
    (girdap, 14.06.2010 23:16 )
  2. sevgili babam,
    seninle paylaşmak istediğim onca şey birikti ki...nerden başlasam bilemiyorum...ama ilgini çekeceğini bildiğim birkaç haberim var sana...babam,senin kara kartal,transfer sezonuna hızlı başladı.olmaz bir şey deme...valla iyi adamlar aldınız...mesela herkesçe beklenen quaresma var,hani seninle de izleyip beğenmiştik.biri daha vardı ;ama hatırlayamıyorum şimdi,üzgünüm.ha bu arada denizli yok artık takımın başında.schuster artık sizin takımın teknik patronu.
    haaa,bu arada dünya kupası başladı...unuttum söylemeyi.genel olarak sıkıcı maçlar ama.bir de kulaklarımızı arı kovanına sokan vuvuzela denen bir aygıt var ki eminim dinleseydin ve izleseydin maçları sürüyle küfür savururdun gökyüzüne.
    babam,ne çok özlemişim seninle sohbetlenmeyi.artık her fırsatta geleceğim sana.inan,asla ihmal etmeyeceğim seni.
    seni seviyorum...her şeyden ve herkesten daha çok...
    (girdap, 14.06.2010 23:26 )
  3. günaydın babam...yaz geldi ya günün ilk merhabalarını kaçırmak istemiyorum.çünkü bu ilkler dışında ışıyan gün bende biliyorsun sıkıntı bedenliyor.sıcaktan bunalmayacağım ender zamanları da yaşanı heybeme atıyorum...şimdi kahvaltı zamanı...yine geleceğim...
    (girdap, 15.06.2010 07:24 )
  4. sevgili babam,
    gün ışığı yavaştan soluklaşırken benim zamanlarım başlıyor...akşam saatleri ve sonra...sonra gece...biraz önce sonlanan fildişi ile portekiz maçını izlemeliydin...izlemeliydik beraber...maç boyu keita'yı bekledik ve nihayet bitime az kala göründü sahada.hani biraz da vakti olaydı oynamak için.ve bu akşam beklenen ,o çok beklenen brezilya sahaya çıkıyor.ve ben,elbette izleyeceğim ikimiz için.

    ...zaman ne de hızlı geçiyor...takvimler sensizliği göstereli neredeyse yedi ay olacak...hala ayırdında değilim sanki gidişinin...sahi babam,niye oldu ki bu bize...daha doyamadan sana,o gül yüzünü güldüremeden daha yeterince...çevreme bakıyorum...gördüğüm yüzler ne acılar,ayrılıklar barındırıyor kim bilir...kim bilir kaç kişinin ciğeri dağlanıyor her gün...kim bilir kaç gece gözyaşıyla sulanıyor...nasıl baş ediyorlar onlar acılanmalarıyla,nasıl delirmelerin eşiğinde gezinip de normale dönebiliyorlar?ben...ben,dönemiyorum babam gerçek dünyaya...sürekli gülen yüzün var gözlerimin ufkunda,ellerinin nasırı var ellerimin sertliğinde ve yüreğin var tam da sol yanımın üzerinde...
    ...cumartesi oradaydım...doğduğum şehirde...ve öldüğüm şehirde...
    ...aylardan sonra ilk kez anneme sarıldım,gerçekten ilk kez sarıldım ona...o kahrolası günden sonra ilk kez bakabildim gözlerine.ilk kez gerçekten işittim onu,dinledim;konuştum onunla.biliyorum kızıyorsun bana şimdi karardı mı yüzün?ama ona bakmak,sensizliğe bakmaktı;onu işitmek sensizliğin ezgisiydi...bakmazsam,duymazsam geçer dedim...bakmazsam,duymazsam kolay olur dedim sensizlik.annem demek,sen demekti işte...içimde biriktirdiğim hüzün,onunkilerle birleşirse umman olur da kapılırız sandım girdabına...el vermedim ona,yüz çevirdim belki de...sana dair konuşmasına izin vermedim,ağlamasından kaçtım köşe bucak...ağlamadım onun yanında...ama şimdi anlıyorum da ne acımasızlık...biliyorum babam,yanlış hem de çok yanlış yaptım...oysa benim soylu,güçlü anam;her tuğlasına emeğinizin terini akıttığınız,her yerinde sen kokan,sen görünen "evimiz"de yaşadı acısını...o evde yüzleşti sensizliğiyle....dile kolay yirmi dokuz otuz yıl aynı yastığa başkoyduğu eşinin bir gün aniden soluvermesi yaşamdan...bakma bana babam,bakma öyle ne olur...yanlıştı evet yaptığım...ama şimdi anladım ve şimdi senin kara kızın doğruyu yapmaya çabalamakta...
    (girdap, 15.06.2010 20:14 ~ 20:15)
  5. hayatımdaki en özel adam;
    sen şimdi yan odada uyurken babam ben sana hiç seni sevdiğimi söylemediğimi fark ettim... belki fırsatım olmadı belki de durduk yere söyleyecek cesareti bulamadım kendimde. aslında korktum bee babam 04.04.2007 gecesi kollarımda nefessiz kaldığında en son söylemiştim sana bunları ve yalvarmıştım. gitme babam diye. ve sen beni yanıltmadın gücünü belli ettin ve yılmadın. emindim ben ama sana şaka yapmak hiç yakışmadı babam. sonra hep korktum ben galiba. sen bilmesende ben seni kaybetmekten hep çok korktum...

    babam... düşünüyorumda belki sana çok iyi bir evlat olamadım,emeklerinin karşılığını veremedim ama elimden geldikçe iyi insan oldum babam. hani duyduğunda kişiliğiyle gururlanacağın bir insan... hep senin tek kızın olmanın verdiği sonsuz güvenle attım adımlarımı. belki kırdım istemeden ama çocuktuk babam insanlar böyle büyümüyor mu zaten? sen beni uyarsanda her defasında ben gençliğin verdiği hırçın tadı yaşadım babam. bende böyle büyüdüm ne yapayım...

    babam... çok güvendim ben... sen derdin ya "kendinden çok kimseye güvenme" diye ben seni anlamamışım. duysan belki çok kızarsın bana ama babam dik kafalı bu küçücük kızın... kendimden feda ettim yeri geldi hiçe attım kendimi ama olmadı babam. haklıydın insanın bir çok dostu olmuyormuş ve emeklerin çoğu boşa gidiyormuş.

    babam... çok sevdim ben... o kadar sevdim ki kendimi taşıdığım kadar taşıyabildim onu. iyisiyle kötüsüyle o dedim. aşktı işte hani tadı farklı olanlardan tuhaf işte bee babam... senin araba düşkünlüğün,titizliğin her şeyin ondada aynıydı. sen benim her şeyimsin yaa en mükemmelsin ya öyle sandım babam. benzemek aynı olmak değilmiş babam öğrendim. kaybettim canım babam. canım yandı ama alıştım babacım...

    babam... ve sana hiç bilmediğin bir şey söylemek çok isterdim... ben hayatımda en çok seni sevdim...
    (uzumlu kek, 15.06.2010 23:38 )
  6. baba bize ne oldu ?

    eskiden çok eskiden her şey çok güzeldi. ba... dan ilk a... ya geldiğimizde sen beni sinemayla tanıştırmıştırdın hatırlıyor musun baba? ''yalancı yalancı'' filmiydi hatırlıyor musun baba. ben sinemayı hep tiyatro sanardım. sen bana öğretmiştin sinemanın ne olduğunu hatırlıyor musun ? baba a... da elektrikler kesilince sen eskiyi anlatırdın. eski b... nı , askerlik anılıarını , sinemada çalıştığın günleri. ba....'nı dedemi , anneme nasıl aşık oldugunu. hani bi gün 2 . kattan balkondan atlamışsın ya baba dedem gelmiş eve.ne gülmüştük ama . sen hepkarşımda kitap okurdun yada radikal okurdun. gazetedeki sağlık haberlerini kesip buzdolabına yapıştırırdın. ama hiç uymazdın o haberlerde yazanlara. cuma gunleri sofrandan balık ve rakı eksik olmazdı baba.ablamı alıp cıktığınızda sinemaya gittiğiniz de arkanızdan neağlardım ama.beni futbol takımına ilk yazdırdığın günü hatırlıyor musun baba ? hani 4. kalite forma verdiklerinde necok sevindiğimi.ilk numaram 13 tü hatırlıyor musun baba. ve senin geldiğin hiçbir maçta gol atamadım baba. bi gün sen gelmemiştin iki gol birden atmıştım. sen eskiden bana hep senaryo yazıyorsun diye takılırdın baba bak şimdi de yazıyorum niye takılmıyorsun bana baba.baba biz değiştik mi ? bu şehirde biz hiç maç izlemeye gitmedik baba. baba çok mu değiştik ben sigaraya başladım sen sigarayı bıraktın. baba biz niye değiştik. sen benim tanrımdın baba niye beni de alıp gitmedin niye ilk defa bencil davrandın baba. baba lütfen beni de al birlikte gidelim baba...
    (karmasiksayi, 15.06.2010 23:49 )
  7. sevgili babam,

    iyi geceler deme vaktidir...hani istemez görünüp de uzattığın yanağına usuldan bırakıyorum öpücüğümü...iyi geceler babam; ama olmuyor bana iyi geceler...o kadar çok keşkem var ki içimde...aslında en çok o gece,o lanet gece yanında olmayışıma pişmanım...oysa yanında olmalıydım,hele ki henüz bir hafta öncesinde kaybettiğimiz amcamın ardından gözlerine yerleştirdiğin acıyı görmeme rağmen gelmeyişim hani ilk fırsatımda asla affedilir değil biliyorum.o kadar çok sordum ki kendime...o gece,o lanet gece yanında olsaydım,konuşsaydık ordan burdan...kağıt oynayıp süper lig maçlarının yorumlarını izleseydik...ne bileyim,sen kızdırsaydın beni...ben,küsmüş gibi yapsaydım...böyle böyle geçseydi saatler...atlar mıydı kalbin o saatleri,direnir miydi o vakit?keşke,keşke yanında olaydım ben o lanet gece...ve şimdi her pazar gecesi o anı kuruyorum...yanındayım ve geceyi sabaha bağlıyoruz ve bir bakmışız her şey yolunda...olur muydu dersin babam,canım babam?
    (girdap, 16.06.2010 00:02 )
  8. (bkz: baba zula - babasiz kizlar balosu)
    (karmasiksayi, 16.06.2010 01:11 )
  9. günaydın babam...

    günlerden sonra ilk kez korkunç ağrılarla kalktım...ama yine de bak günün ilk saatlerini aldım avuçlarıma...seni de uyandırayım dedim hemen...bu arada gece unuttum sana iletmeyi...yine brezilya yendi..."adamlar,biliyor bu işi" mi diyorsun şimdi? belki biliyorlar evet ama ne yalan söyleyeyim yenilsin istememiştim o adamlar.şimdi gitmeliyim babam,yeniden geleceğim...

    seni seviyorum babam,her şeyden ve herkesten çok...
    (girdap, 16.06.2010 07:12 )
  10. babam,

    orhan gencebay şarkıları dolduruyor gecemin zifirisini...vizontele filmini hatırlar mısın hani?ben genel olarak sevmemiştim o filmi.ama bir sahne zihnimde hep çok canlı kaldı.hani emin,annesinin mezarına onun en sevdiği türküyü yetiştirmeye çalışıyordu ya vargücüyle...ne çok ağlamıştım o sahneden sonra...ve ne sevmiştim emin'i.sevgili babam,o lanet gece annem senin hastanede olduğunu söylediğinde yaşam ayaklarımın altından kaydı adeta.hastenedeydin ama,bu yaşıyor olduğun anlamına geliyordu.ama annem" eve gidin siz"demişti.niye hastaneye değil de eve anlamamıştım ;ama hastaneye almıyorlar sanırım bizi diye düşündüm önce.ama sonra "biz de geliyoruz birazdan." deyince ne oluyor dedim.niye seni yalnız bırakıyorlar orada?biz gidelim dedim eşime,biz bırakmalayım babamı.ama sonra gerçek ayazını yüzüme vurdu ve ben,bir saat sonra gecenin bir yarısı tüm ışıkları yanan evimizdeydim...herkes oradaydı,herkes...ama sen yoktun babam...tüm gözler yorgun ve yaşlıydı...anlayamıyordum...ağlıyordum evet ama niye,gerçeğin farkındalığında değildim sanki...bir ara herkesten kaçmak istedim...kaçıp yatağına sokulmak istedim...senden kalanlara yetişeyim istedim,yastığında bıraktığın kokunu alayım dedim derin derin...odaya girdiğimde boş olacağını düşündüğüm yatakta biri vardı babam...beyaz bir çarşafa sarmalanmış biri...önce öyle kalakaldım,ne yapacağımı bilemedim...sonra uzanayım istedim yanına...hani küçükken soğuk havalarda yaptığım gibi ayaklarımı ayaklarında ısıtmak istedim...sonra hızla kaçtım o odadan...kardeşim,zavallım saatler süren yolculuktan sonra ulaştığında hemen o odaya soktular onu ve senin cansızlığınla yalnız bıraktılar.bunu niye yaptılar,hiç düşünmediler mi onun harap yüreğini hiç bilemedim...ama ben yine uzaklaştım oradan...hayır,cansızlığını"babam" yapmayacaktım...benim babam,hatrımda hep gülümseyenler çizecekti çünkü...

    ...ve işte babam,ben o günden sonra sana gelemedim...nerede yattığını hiç bilemedim...ama en sonunda geçen haftasonu geldim sana toplayıp da tüm cesaretimi...ayaklarım hem uçar gibi hem kaçar gibiydi...güneş,o kadar yakıyordu ki bedenimi;ama yüreğim buz gibiydi...ta ki sana gelene kadar...birden eridi yürekteki buzlar ve çözüldü yeniden...toprağının otlarını temizledim,gözyaşlarımla suladım toprağını...sonra usul usul ağlayan anneme ağladım,onun acısına,sessiliğinde çağlayanları duydum...ama ne yalan söyleleyim babam,yalnız olayım istedim seninle...uzun uzun anlatmak istedim sana hani hayata dair ne varsa....sana şiirler okuyayım istedim,o çok sevdiğin orhan gencebay şarkıları dinleyelim istedim beraber...ne çok severdin onu...ve ben sen çok seviyorsun diye hep çok sevdim orhan babayı...bir de yılmaz güney'i...işte tam da o anda emin geldi aklıma ve bu kez gerçekten anladım emin'in hissettiklerini...en kısa zamanda geleceğim babam sana...birlikte dinleceğiz orhan gencebay!ı...bir de kimdi?hah,evet,hani benim erkek sandığım yüksel erkasap'ı getireğim sana...


    ...babam...seni seviyorum...herkesten ve her şeyden daha çok...
    (girdap, 18.06.2010 00:43 ~ 0:45)
  11. hani sen arada canımı sıkıyordun ya,
    gittin gideli tam 11 yıl geçti ya..
    senin olmadığın her gün
    daha fazla yok oluyorum.
    gel ve canımı sık artık.
    hemde hep.
    gelirsen eğer,
    yine yatar uyur muyuz
    koyun koyuna..


    aziz hatıran önünde, kimseye eğmediğim bu başı büyük bir gururla eğiyorum
    ve
    yineliyorum.
    nazdarovja.
    (scapula, 18.06.2010 00:55 )
  12. sevgili babam,

    bugün senin günün...bugün sana koşmak istediğim her zamanki günlerden biri...ama nereye koşacağım babam? nerede bekliyorsun sulu sepken boynuna atılmamı?

    henüz küçük bir kız çocuğuyken bir köyü öteki köye bağlayan yolları yaya aşmaya çabaladığımız vakitler yürümeme izin vermeyişlerin geliyor aklıma şimdi...beni omuzlarına aldığında dünyanın efendisi ilan ederdim kendimi...dünya ayaklarımın altındaydı,omuzlarının ötesinde bir yükseklik ve görülecek bir yer yoktu.bol bol hikayeler anlatırdın...bol bol kızdırırdın beni...işte o zamanlar yeminler ediyordum sana layık bir çocuk olabilme adına.gururlanacağın bir çocuk olacaktın...ve ben sana tıpkı senin bana yaşattığın hükümdarlığı yaşatacaktım.gitmediğin diyarlara götürecektim seni,tatmadığın tatlarla tanıştıracaktım...hele ki inönü stadyumunu gördüğünde neler hissedeceğini tahmin bile edemiyordum ki henüz o zamanlar istanbul,benim için uzak bir hayaldi yalnızca...her zaman dediğin gibi "kızımmm,benim kara kızımmmm" diye sevecektin beni...ben,hafiften gülümseyecek ve iyi bir evlat olduğumla gururlanacaktım...

    işte babam,şimdi tam da yeminlerimin gerçekleşme zamanları...kocaman bir kadın oldum ben...hayalini kurduğun düzenim de hali hazırda;ama sen neredesin?bugün senin günün babam...doyasıya sevmeliyim bugün...can dündar bugünkü yazısında babaların çocuklarının doğumuyla olgunlaştığı,çocuklarınsa babaların ölümüyle olgunlaştığını söylüyordu.peki benim olgunlaşmam için böyle bir ayrılığa gerek var mıydı?oysa ben,olgunlaşırdım sen yanımdayken bile...seninle de büyürdüm ben babam,gerçekten bırakırdım tüm çocukluklarımı...

    bugün senin günün babam...varlığının soyuta çalmasına izin vermemek için yazıyorum seni...varlığının gerçeklikle yoğrulması için yazıyorum...yazdıkça seni daha da somutlaşıyorsun sanki,hatta bazen gerçekten yanımda olduğun hissine kapılıyorum...izin vermeyeceğim babam,ayrığın seni soyuta çevirmesine izin vermeyeceğim...anılarımız var ya işte onlarla her gün yeniden oluşturacağım seni,her gün daha bir var olacaksın tüm güzelliğinle...


    bugün senin günün babam...sensiz ilk babalar günüm...teşekkürler babam şevkatin için...babam,teşekkürler;eşşek kadar olduğumda dahi beni küçük bir kız çocuğuymuşum gibi koruyup kolladığın için...teşekkürler babam,küçük bir kız çocuğuyken bile saygı duyduğun için bana,kendimi özel bilmemi sağladığın için...gençliğinde yaşadığın yoklukları bana,bize yaşatmama adına ömrünün belki en güzel günlerini çabalayarak geçirdiğin için...

    babam,seni seviyorum...her şeyden ve herkesten daha çok...
    (girdap, 20.06.2010 22:09 ~ 22:46)
  13. babam,
    yüzünü görmediğim,sesini duymadığım bir yürek geceme öyle bir süzüldü ki...bu hiç tanımadığım yürek,ruhumun en derinine ezginin günlüğü ile süzüldü ve gecenin koynuna bıraktığım gözyaşlarımı müziğin efsunuyla kutsadı adeta.
    (girdap, 20.06.2010 23:17 )
  14. dinleyin işte, hoş şarkı.

    hadi baba gene yap
    gene yap baba gene yap
    hani bana yalan söylerdin ya baba
    özgür kırlangıçlardan söz ederdin ya
    çok paramız olacağından baba
    ışlerin iyi gideceğinden söz ederdin ya
    hani en büyük sen olurdun ya baba
    hani beni hep korurdun ya baba
    kabus görüp uyandığımda
    yanımda sen olurdun ya baba
    ıyi bir insan olmanın baba
    çok iyi olacağından söz ederdin ya
    hadi baba gene yap
    gene yap baba gene yap

    (bkz: yaşar kurt) , (bkz: hadi baba gene yap)
    (mukavemet, 20.06.2010 23:22 ~ 23:46)
  15. sevgili babam ,

    günüm , gecem ... dünüm , bugünüm , yarınım ... babam...herkesten ve her şeyden çok sevdiğim ... yokluğunda varlığını çoğulladığım babam ... en büyük hasretim ... sözcükler ağır geliyor da yüreğime yazamıyorum haftalardır ... ruhumun girdabında boğmaya çabalıyorum sana dairleri ... ruhum acıyor babam ... insanın ruhu acır mı deme ! acıyor işte ... hem de öyle parmağın , kolun , bacağın acısı gibi de değil ... kanıyor ruhum ... hiç ruh kanar mı deme ! kanıyor işte hem de çağlayanlar halde ...

    haftasonu her tarafı sen kokan bahçemizdeydim ...her tarafı yüzünün güzelliğiyle bezenmiş bahçemizde ... bir bakıyordum ayağında çizmeler beceriksizce ağaçların sulanmasına çabalıyorsun ... bir bakıyorum , elinde kopardığın üzümlerden çürüklerini kafama atıp sonra da ben yapmadım der gibi bakıyordun ... sonra ... sonra bana bakıyorsun sıcacık ...işte ben o sıcaklıkta serinliyorum yalnız ... işte , ben o sıcaklığı özlüyorum en çok ...

    yüzün düştü yüzüme babam ... sesin kulaklarımda bu gece yine ... ve ben yine sana geldim ... aç kapını , al beni içeri...

    seni seviyorum babam ... her şeyden ve herkesten çok ...
    (girdap, 31.08.2010 01:00 )
  16. büyük usta nazım hikmet der ki :

    " ben
    senden önce ölmek isterim.
    gidenin arkasından gelen
    gideni bulacak mı zannediyorsun?
    ben zannetmiyorum bunu.
    ıyisi mi, beni yaktırırsın,
    odanda ocağın üstüne korsun
    içinde bir kavanozun.
    kavanoz camdan olsun,
    şeffaf, beyaz camdan olsun
    ki içinde beni görebilesin...
    fedakârlığımı anlıyorsun :
    vazgeçtim toprak olmaktan,
    vazgeçtim çiçek olmaktan
    senin yanında kalabilmek için.
    ve toz oluyorum
    yaşıyorum yanında senin.
    sonra, sen de ölünce
    kavanozuma gelirsin.
    ve orda beraber yaşarız
    külümün içinde külün,
    ta ki bir savruk gelin
    yahut vefasız bir torun
    bizi ordan atana kadar...
    ama biz
    o zamana kadar
    o kadar
    karışacağız
    ki birbirimize,
    atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
    yan yana düşecek.
    toprağa beraber dalacağız.
    ve bir gün yabani bir çiçek
    bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
    sapında muhakkak
    iki çiçek açacak :
    biri sen
    biri de ben.
    ben
    daha ölümü düşünmüyorum.
    ben daha bir çocuk doğuracağım.
    hayat taşıyor içimden.
    kaynıyor kanım.
    yaşayacağım, ama çok, pek çok,
    ama sen de beraber.
    ama ölüm de korkutmuyor beni.
    yalnız pek sevimsiz buluyorum
    bizim cenaze şeklini.
    ben ölünceye kadar da
    bu düzelir herhalde.
    hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
    ıçimden bir şey :
    belki diyor. "
    (girdap, 31.08.2010 01:07 )
  17. canım babam ,

    ...bugün bayram ... sensiz ilk bayramım ... olmuyor , hani bazen her şey yolundaymış gibi davranıyorum ya yalan babam ... hiçbir şey ama hiçbir şey eskisi gibi değil ... sadece ve sadece sana layık olma adına eklendiğim bu yaşam , asla eskisi gibi değil ...

    ... sana geldim dün ... ama yoktun yine evde ... salondaki masada fotoğrafın vardı , o karşıladı beni ... olmayacağını bile bile kapıyı açtığımda seni göreceğimi umut ediyorum ... ya da kahvede okey oynarken yakalayacağım sanıyorum ... oysa sadece bir fotoğraf ... sadece bir fotoğraf beni karşılayan ... işte o vakit kimseyi görmek istemiyorum , çünkü o şehirdeki herkes yokluğunu haykırıyor yüreğime ... ve sana kaçtım , yeni mekanına , mezarına... bak yakıştı mı bize mezarda buluşmak ... bir çocuğun babasını ziyaret edeceği yer mi olmalıydı mezar ...? niye her baba gibi evimizde beklemiyorsun beni ... ?

    ... annemin yarım yamalak okuduğu dualar şimdi kulağımda ...gözyaşlarının arasına anlamını bile bilmediği dualaıa sıkıştırıyor ... yüreği parçalanıyor sensizlikte ; ama vazgeçmiyor , öğrendiklerini sana göstermek , senin için bir şeyler yapmak adına okuyor okuyor ... ta ki mezarına gözyaşları karışana dek ... ve ben , sessizce konuşuyorum seninle ... hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum ; ama yapamıyorum ; çünkü anneme kıyamıyorum ... onun oynadığı "her şey devam ediyor. " oyununa ekleniyorum ... sonra herkes gitsin istiyorum ... sen , yalnız bana kal diye belki ... yanına uzanıvermek geçiyor içimden ... yatsam yanına ve sarılsam toprağına belki gelirsin diye ... sonra annemin sesi ... otları temizleyin diyor ... mezarı sulayın ... bakın , mezar çökmüş , toprak atın ... daha bir sürü şey söylüyor ... bir şeyler yapın işte diyor en son ... geldiğimizi anlasın ... yalnız olmadığını bilsin ...

    ...ve kaçtım babam senin şehrinden ... bayramlaşmak istemiyorum kimseyle ... hem niye bayramlaşayım ki ... benim bayramım değil bu ... artık hiçbir bayram benim değil ... bayramlar , aksine yüreğimdeki boşluğu artırıyor , yalnızlığımı çağırıyor bayramlar ... gazetenin birinde bugün için " akp 'lilere ramazan bayramı , chp ' lilere şeker bayramı , agnostik ve ateistlere tatil " denmiş , peki babam bana , bize ...?? bana ,zulüm bu bayram ... bana sensizliğimi çağıran ağıt bu bayram ... ve bu bayram , aydınlığın karanlık yüzü bana ...

    ... iyi bayramlar babam ... iyi bayramlar ... hani bir yerlerden duyuyorsan beni "seni çok özlüyoırum ve çok seviyorum babam... herkesten ve her şeyden daha çok .... "
    (girdap, 09.09.2010 20:15 )
  18. babam ,

    ...özledim ... özlüyorum ... özleyeceğim seni ... çaresizim , yorgunum ve içim çürümekte ... zihnimde yüzlerce sorgulama , binlerce çelişik ve milyonlarca paradoks ...

    ... yokluğun ... yokluğunda çoğullamaya devam eden varlığın ...yüzün ... her daim gözlerime düşen yüzün ... ırağında tüm sıcağıyla gözlerime kurulan gözlerin ... oooff ... olmuyor , olamıyor işte ... yüreğim dar alanlarda genişliyor bak yine ... nefes alamıyorum babam, yüreğimin tam üstünde tarifsiz bir ağırlık ... kurtulmak istiyorum ,nefesleneyim diyorum ; ama olmuyor ...

    ... iyi geceler babam ... seni çok seviyorum ... herkesten ve her şeyden daha çok ...
    (girdap, 02.10.2010 23:11 )
  19. canım babam ,

    ... kış nihayet hissettiriyor kendini ... üşüyorum babam ... üşüyorum ... yokluğunda hep üşüdüm ben ... üşüdüm ağustos sıcağında ... yüreğim üşüyor babam ... öyle çıplak ki sensiz ve öyle korumasız ki ... birkaç gün sonra o lanet günün üzerinden tam bir yıl geçmiş olacak ... tam bir yıl ... koskoca bir yıl ... nasıl yaşadım ben o kadar zaman sensiz... nasıl durabildin sen bensiz... ve ben , nasıl ...

    ... iyi geceler babam ... seni seviyorum , herkesten ve her şeyden daha çok ...
    (girdap, 10.12.2010 22:23 )
  20. gazeteci yazar can dündar'ın hasta yatağındaki babası için kaleme aldığı aşağıdaki yazı, yitirilen bir babanın ardından anlamına anlam katarak bir kez daha nemlendiriyor gözleri, onunla birlikte bir kez daha hissediliyor derinden...başın sağolsun can dündar.

    ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken...

    "bugüne kadar benim için bir masal tekerlemesinden ibaretti bu...
    develerin tellal, pirelerin berber olduğu, evvel zaman içinden kalma...
    değilmiş meğer...
    gün gelir oğullar, babaların beşiğini sallarmış.
    * * *
    dışarıda yaman bir dolunay var.
    yataktaki adamın göğsünde sancılar...
    sayıklıyor:
    "can'ın ateşi yükselmiş. okuldan aradılar..."
    oysa bu kez ateşi yüksek olan o...
    aranan, meraklanan benim...
    40 sene evveldi. ateşlendim mi babam gelir, okuldan alırdı. elimi tuttu mu, sanki üleşirdik ateşi...
    ateş, babamla buluşma demekti.
    tıpkı bu bayramda olduğu gibi...
    şimdi yarı baygın yattığı yatakta harlı alnına soğuk su basma, avucumdan yastık yapıp ilacını yudumlatma, iğne yapılırken elinden tutma, "ha gayret, iyi olacaksın" diye kulağına fısıldama sırası benim...
    inatlaşma, nazlanma, sızlanma sırası onun...
    * * *
    hayat, garip bir oyun...
    çocuklar baba olduğunda, babalar çocuklaşıyor çoğunlukla...
    bir hayat tecrübesi ters yüz ediliyor sanki...
    makarada sarılı film, oyuncularını değiştirip tersinden oynuyor.
    rolü değişiyor babalarla çocukların...
    size yürümeyi öğreten adamın koluna girip yürütüyorsunuz.
    bir zamanlar sizi besleyen eline destek olup kurumuş dudaklarına su veriyor, içine ekmek doğranmış çorba içiriyorsunuz.
    tıpkı rolleri değişmeden önce onun size yaptığı gibi, geceleri sessizce baş ucuna gidip nefesini dinliyorsunuz.
    üstü açıldı mı örtüyorsunuz.
    söylediğinizi anlamadığında, sürekli bir şeyler sorduğunda tam kızacakken hababam "bu ne" diye sorup durduğunuz günleri ve onun sabırla cevaplayışını anımsıyor, yutkunuyorsunuz.
    gün geliyor ayağına patik giydiriyor, altını bezliyorsunuz. sabrınız taştığında biraz dinlenebilmek için onu televizyon karşısına oturtuyor, içerde sessizce ağlıyorsunuz.
    uzayıp giden bitap geceler boyunca onunla bir ümidin battaniyesine sarılıp yatıyor, iki kötülükten daha az acılı olana razı olup "çektirme rabbim" diye dualar ediyorsunuz.
    * * *
    adına hayat denen bu devr-i daim makinesi döndükçe kundaktakini büyütürken, büyüyeni kundağa döndürüyor yeniden...
    adeta "evvel zaman içinde" kalmış bir borcu ödüyor, giderayak helalleşiyorsunuz.
    dolunaylı bir gece nihayet sehere kavuşurken "can'ın ateşi yükselmiş" diye sayıklayan ateşli hastaya, ondan öğrendiğiniz eski bir tekerlemeyi mırıldanıyorsunuz:
    "evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... pireler berber, develer tellal iken... ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken..."

    23 kasım 2010

    not:milliyet gazetesi'nden alıntı.
    (toprak, 11.12.2010 11:49 ~ 12:19)
  21. " size yürümeyi öğreten adamın koluna girip yürütüyorsunuz " demiş ya can dündar ne kıskandım ben onu şimdi ... çünkü ben , o kola giremedim ; son yolculuğunu yaptığını bilmeden arabaya doğru yollanırken ben olamadım ona işte destek ... şimdiyse geriye her geçen gün büyüyen bir yokluk hissi kalıyor bana ki hemen koluna giriyorum o yokluğun hani belki bir gün varlığı bana getirir diye ...
    (girdap, 13.12.2010 21:19 )
  22. neredeyse hiç tanımadığım bir ismin hürriyet gazetesi yazarı melis alphan ' ın satırlarıyla babam , ne garip yalnız kalmış , yüreği kanayan bir başka "kız çocuğu" nun acısıyla yalnız olmadığını anlıyor yürek ; onun satırlarında kayboluyor ve gözyaşlarında boğoluyor sonra ...

    "alışırsın, diyorlar. alışmam, alışamam. kanadı kırılmış kuş gibiyim, bir daha hiç uçamayacak..." diyen alphan, bakın neler yazdı...

    "babam öldü benim.
    biliyorum, bunu yaşayan ne ilk ne de son kişiyim.
    ama bana öyle gibi geliyor.
    sanki kimsenin babası ölmemiş, ölmezmiş, bir tek benimki bu dünyadan göçüp gitmiş gibi...
    tanıdığım, en az benim kadar tezcanlı tek insandı.
    gidişi de öyle oldu.
    neredeyse sinyalsiz.
    aniden. hızla.
    beni alıştırmadan, ihtimali aklıma getirmeden, uzaklarda olduğumdan ona doymama fırsat vermeden.
    ağzından son bir kez "güzel kızım"ı duyamadan.


    yoğun bakımdayken, camdan bakan bize gücünün kalan son kırıntısıyla el sallayışı gitmiyor gözümün önünden.
    ben bakamadım fazla, onu o halde görmeyi yüreğim kaldırmadı.
    sonra annem zorladı da içeri, yanına girdim.
    bağırdı mı yeri göğü inleten babamı bir gün öyle düşkün, öyle güçsüz, öyle savunmasız göreceğimi söyleseler inanmazdım," git işine" derdim.
    bir kaç dakika konuştu. söyledikleri arasından tek seçebildiğim "sağ olursam" sözcükleri oldu.
    günlerdir kafamı kurcalıyor...
    acaba "sağ olursam"ın ardından ne dedi?
    sağ olursa ne yapacaktı, ne diyecekti, nasıl yaşayacaktı...
    boşlukları doldurmak bana kalıyor.
    ama neye yarar ki?
    sağ olamadı.
    gitti.

    ınsanın ölmeden önce hayatı film şeridi gibi gözlerinin önünden geçer derler ya...
    benim günlerdir gözlerimin önünden babamla hatıralarım geçip duruyor.
    beni kucağında oturtmaları, papatya tarlasında omuzlarında taşıyışı, sokak kapısından girdiğinde "babam" diye ona sarılışım...
    çocukluğumda her pazar baş başa gittiğimiz aynı lokantadaki öğle yemekleri... mantarlı tavuk...
    moralim bozuk olduğunda, yüz yüze ya da telefonun diğer ucunda "kızım senin arkanda baban var." diye beni rahatlatışı...
    "ben sana sonuna kadar güveniyorum" diyerek bana güven aşılaması ve insanlara güvenmemi sağlayışı...
    16 yaşında dünyaya ve hayata isyan ettiğim günlerde beni karşısına oturtup yüzünde belli belirsiz bir endişe ifadesiyle "kızım çok idealistsin "diyerek beni gerçeklerle tanıştırışı...
    17 yaşımdan itibaren havaalanlarında otomatik kapı açılır açılmaz yüzünde kocaman bir gülümsemeyle beni karşılayışı...
    saman alevi gibi parlayıp sönmeleri... bağırdıktan iki dakika sonra "melikom" demeleri...

    hiç şüphem yok, babam beni bu hayatta en çok seven adamdı.
    ne beni o kadar seven bir adam daha çıkar. ne de ben bir adamı onu sevdiğim kadar severim...
    tanıdığım en iyi kalpli insandı.
    farkında olmadan kendi çemberime dahil ettiğim insanlarda öncelikle iyi bir yürek aradım. aynen onunki gibi.
    yüreğini sevmediklerimi derhal hayatımdan çıkardım. eksikliklerini de hiç hissetmedim. bunu babamdan öğrendim.
    alışırsın, diyorlar.
    alışmam, alışamam.
    kanadı kırılmış kuş gibiyim, bir daha hiç uçamayacak...
    kuyruğu kesilmiş kedi gibiyim, dengeyi kaybettiğinden dört ayak üstüne düşemeyecek...
    hayatta hep bir anlam aradım.
    şimdi iyiden iyiye anlamsızlaştı.
    ne diyeyim?
    dilerim son sürat gittiğin yerde bir anlam vardır.
    sahipsiz kaldım babam

    ."
    (girdap, 13.12.2010 21:38 ~ 21:41)
  23. ...babammm... canım babam ...

    işte sen , tam bu saatler azraille pazarlıktayken ben ,geceyi şen kahkahalarla çınlatıyordum ... yok,olmuyor ... olmuyor , yok ... sensiz olmuyor ...

    ...şimdi gelebilsem sana ... atsam kendimi geceye , sırılsıklam gelsem sana ... alsan beni koynuna , sarsan sensizliğimi ... babam , canım babam ... pusulam şaştı bak , nereye bakacağımı bilemiyorum ...babam, canım babam ...alışamadım, alışamıyorum ve alışamayacağım yokluğunu çalan yaşama ...

    ... özlemek seni ... yok daha ötesi ... daha ötesi yüreğimi yakıp kavuran ...
    (girdap, 14.12.2010 00:06 )
  24. methiyeler düzesim var da, onu anlatmaya yetecek kelime yok...
    (kaybolanpuzzleparcasi, 14.12.2010 05:40 )
  25. bir ağız dolusu küfür yazasım var da. ona bile gerek duymuyorum bir de o var. ne diyim sevgili babam ne halin varsa gör...
    (lasombra, 22.12.2010 01:12 ~ 3:27)
/ 2  »